Reşad'ın Kavmi ve 19 ile Sınanması:
Bu yazıda Müddessir Suresi 30-31.ayetler ile Duhan Suresi üzerinde duracağım. 74:30-31 ayetlerinden anlıyoruz ki 19 sayısı bir sınavdır. Kuran'da örneği verilen Salih peygamberin devesi gibi bir sınav.
074:030
Üzerinde ondokuz vardır.*
074:031
Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını (ondokuz’u) da, (1) inkârcılar için bir fitne (sınav/huzursuzluk kaynağı) yaptık, (2) kitap verilmiş olanları ikna etsin, (3) iman edenlerin onayını güçlendirsin, (4) kitap verilmiş olanlarla iman edenlerin kuşkularını ortadan kaldırsın ve (5) kalplerinde hastalık olanlarla inkârcılar da, “ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?“ desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Efendinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu (sayı) halklara bir mesajdır.
Duhan Suresi'nde 19 sayısıyla ilgili sınavı kaybeden Reşad'ın Kavminin başına gelecek olaylar haber veriliyor. Bunlardan birisi de Duman Alameti yani Covid-19'dur. Şuan Allah'ın azabı üzerimizden kalktı ancak çok yakında daha korkunç bir azap bizi bekliyor olabilir.
044:000
Rahman, Rahim Allah’ın ismiyle
044:001
H8 M40*
044:002
Apaçık olan bu kitaba ant olsun.
044:003
Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.
044:004
Onda tüm bilgelik işleri belirlenir.
044:005
Katımızdan bir buyruktur; biz elçiler göndeririz.
044:006
Efendinden bir rahmet olarak. O İşitendir, Bilendir.
044:007
Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisidir. Kuşkusuz bir onaya sahipseniz…
044:008
O’ndan başka tanrı yoktur. Yaşatır ve öldürür. Sizin de önceki atalarınızın da Efendisidir.
044:009
Doğrusu, onlar bir kuşku içinde oynamaktadırlar.
044:010
Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.
044:011
İnsanları çepeçevre saracaktır; bu acı bir azaptır.
044:012
“Efendimiz, bizden bu azabı kaldır; biz gerçeği onaylıyoruz.”
044:013
Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.
044:014
Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Öğrenim görmüş bir deli!“ dediler.
044:015
Biz azabı birazcık kaldıracağız; ama siz yine döneceksiniz.
044:016
Asıl o büyük yakalama ile yakaladığımızda öc alırız.
044:017
Onlardan önce Firavunun halkını sınamıştık; onlara şerefli bir elçi gitmişti:
044:018
“Ey ALLAH’ın kulları, bana kulak verin. Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”
044:019
“ALLAH’a karşı büyüklenmeyin. Ben size apaçık bir delille gelmiş bulunuyorum.”
044:020
“Sizin beni taşlamanızdan/kovmanızdan, benim Efendime ve sizin Efendinize sığınıyorum.”
044:021
“Beni onaylamıyorsanız, bari beni yalnız bırakın.”
044:022
Ve, “Bunlar suçlu bir topluluk“ diye Efendisine yalvardı.
044:023
“Kullarımla geceleyin yola çık. Siz izleniyorsunuz.”
044:024
“Denizi yarılmış olarak terk et. Onlar boğulmaya mahkûm bir ordudur.”
044:025
Onlar geride neler bırakmışlardı: Bahçeler, pınarlar,
044:026
Ekinler ve yüksek makamlar,
044:027
Ve içinde sefa sürdükleri nice nimetler…
044:028
Böylece hepsini başka bir topluluğa miras bıraktık.
044:029
Ne gök ve ne de yer onlara ağladı; ertelenmediler de.
044:030
İsrail oğullarını alçaltıcı zulümden kurtarmıştık;
044:031
Firavundan. O, azgın bir diktatör idi.
044:032
Tüm halkın arasından özellikle onları seçtik.
044:033
Ve onlara, açık bir sınav olarak mucizeler verdik.
044:034
Şunlar da diyorlar ki:
044:035
“Sadece bir kez ölürüz; dirilecek değiliz.”
044:036
“Doğru sözlüler iseniz, atalarımızı geri getirin.”
044:037
Onlar mı, yoksa Tubba’ halkı ve onlardan öncekiler mi daha iyidir? Suçlu oldukları için onları yok etmiştik.
044:038
Biz, gökler, yer ve aralarındakileri oyun ve eğlence için yaratmadık.
044:039
Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
044:040
Hepsi Karar Günü topluca buluşacaklardır.
044:041
O gün dost, dostunu hiçbir şeyden koruyamaz ve yardım da görmezler.*
044:042
Yalnız ALLAH’ın merhamet ettikleri hariç. O Üstündür, Rahimdir.
044:043
Elbette, zakkum ağacı
044:044
Günahkarın yiyeceğidir.
044:045
Derişik asit gibi ve midelerde kaynayacaktır.
044:046
Sıcak suyun kaynaması gibi.
044:047
Onu yakalayın ve cehennemin ortasına sürükleyin.
044:048
Sonra başına kaynar su azabından dökün.
044:049
“Tad bakalım; sen çok üstün ve şerefliydin!“
044:050
“Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir.”
044:051
Erdemli olanlar ise güvenlikli bir makamdadırlar.
044:052
Bahçeler ve pınarlar içerisinde.
044:053
İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.
044:054
Bu böyledir; onlara güzel eşler vermişizdir.
044:055
Tam bir güvenlik içinde her meyveyi isterler.
044:056
Orada, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Onları cehennem azabından korumuştur.*
044:057
Efendinin bir lütfu olarak. İşte büyük zafer budur.
044:058
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
044:059
Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.

